Güzel bir yüz yaşlanır, güzel bir vücut değişir ama güzel bir kişilik hep aynı kalır!

Tarih okuyun. Kendi tarihinizi, dünya tarihini, insanlık tarihini. Yakın tarihi, uzak tarihi. Bilim okuyun. Felsefe okuyun. Roman okuyun. Okudukça yavaş yavaş karanlığınızın aydınlandığını, dünyaya farklı bir açıyla bakmaya başladığınızı göreceksiniz. Kısa bir süre sonra ise, beyninizin içinde bir milyon wattlık bir lamba yanmış gibi hissedeceksiniz. Canınız yanacaktır. Farketmemeniz mümkün değil. O nokta artık geri dönüşü olmayan, herşey hakkında bir fikrinizin, kendi öz fikrinizin olduğu noktadır. Varoluş gayenizi anladığınız, artık aydın olduğunuz noktadır. Öğrenin. Dinleyen değil dinlenen olun. İpleri elinize alın. Kendi geleceğinizi kendiniz belirleyin. Kendi doğru ve yanlışlarınız olsun. Bilgi, hayat yolunda önünüzü aydınlatacak olan ışıktır. Bilgi, dünyada paha biçilemeyen nadir şeylerden biridir. Aşk gibi. Sevgi gibi.

Hikaye olduğu kanıtlanana kadar herşey gerçektir!

Bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar.

Evrenimizde bizden başka hayat olmadığı bariz ama başka evrenler olduğu kesin.

Insanlığın yaratıcı arayışına girmesinin tek sebebi ‘sonsuzluk’tur. Ve Tanrı ilk onu yarattı. Bize ve inancımıza ihtiyacı var.