Aşksın

Aşk ile okumak bir kitabın son cümlesini
Gülümseyerek kapatmak kapağını
Sırtını aşk ile yaslamak oturduğun koltuğa
Sonra gözlerini açmak
Kalbini doğrultmak
Aşka…
Uyumak, uyanmak
Sabah evden sokağa ilk çıktığında
Ciğerlerine dolan temiz hava
Gözlerine dolan ışığı güneşin
Ve kulaklarına dolan
Okul yolundaki çocukların gülüşleri
Aşkla…
Yaşamak aşktır
Gülmek, ağlamak, umud etmek, çırpınmak
Hem gelmek, hem gitmek
Dinlemek şarkıların en hüzünlüsünü
Ve dinletmek kalbinin sesini
Aşktır…
Uyuyamamak
Uyurken rüyanda gördüğün sevgilin
Uçaklar, vapurlar, makinalar
Trende yanına oturan yaşlı kadın
Tiyatro, sinema, rakı
Aşktır…
Mahalleni seversin
Bakkalın çırağını
Denizi, gökyüzünü
Caddenin gürültüsünü
Yaşadığın şehri seversin
İyisin
Güzelsin
Hoşsun
Aşksın..

Tavan

Yatağında uzanıp tavanı izlemişsindir
Bütün kanın beyninin içinde dans ederken
Karanlıkta
Görmeden
Ne düşünürsün
Nasıl hissedersin
Nasıl baş edersin içindeki özlemle
Bırakıp gittiklerinle
Nasıl tırmanırsın içindeki hasret dağına
Nasıl ezersin başını aşkının, ızdırabının?

Bütün ışıklarını kıstın gönlünün
Bırakıp gidenlerin ardından
Her yeri pırıl pırıl yaptın
En sevdiğin plağın cızırtılı sesi
Sırtüstü uzandın yatağına

Hangi rüyan bu kadar uzun sürdü
Hangi kabusunu sevdin bu kadar
Tüm ihtiyacın olan sevgilerin yavaşlaması aslında
Hayatın son bulmadan varacağı yere varamasın diye
Kar yağarken göz acıtan bir güneş
Rüzgarsız bir yağmurda toprak
Tüm ihtiyacın olan güven hissi
Ve izin vermek gitmek isteyenin gitmesine..

Yatağında uzanıp tavanı izlemişsindir
Sen de
Karanlıkta
Görmeden
Ne düşünürsün nasıl hissedersin
Hissedebilir miydin
Yarın uyanmak derdi olmasa
Veya camdan içeri sızan ayın ışığı?
Sağına dönsen uyku
Soluna dönsen sigara
Hangisini seçeceksin?..

Çay

‘İki yüz kırk fincan dolusu hoş çay’
Yazıyor en çok sevdiğimiz
Sallama çay markasının kutusunun üzerinde
Mutfak tezgahımızda duran büyük kutu.
İki yüz kırk fincan çay
İki yüz kırk kez su kaynatacak,
Şeker atacağız fincanımıza
Bir çoğunda yalnız olmayacağız içerken
Bir arkadaş, bir komşu
Belki kardeş
Sevgili

Bir çok kez de yanında bisküvi yiyeceğiz Çaylarımızın
Bazen kurabiye
Bazen de poğaça
Yalnız olduğumuz zamanlar da olacak
Çay içerken
Bir sigara yakacağız belki yanında
Düşüneceğiz.

Çay güzeldir, sıcaktır
İçini ısıtır insanın
Kalbini ısıtır
Yumuşatır.

‘İki yüz kırk fincan dolusu hoş çay’
Yazıyor en çok sevdiğimiz
Sallama çay markasının kutusunun üzerinde
Mutfak tezgahımızda duran büyük kutu.

Aşık olduğun insanla paylaşmak için
En güzel içkidir
Sarhoş etmez, ayıltır
Sevginden, aşkından emin olursun
Gençliklerinizi atar içine karıştırırsınız
Karıştırdıkça yaşlanır
Yaşlandıkça güzelleşirsiniz..

Sonsuz Ask

Sonsuz Aşk

Şimdi gidiyorum
Yokluğumda hikayelerimi okuyacaksın
Kalabalıklarda yürürken
Hep tam ortadan gideceksin
Bir umutla.
Sana söz
Beni hep başkalarında arayacaksın
Bulacaksın da
Ama hep
Başkalarını öldürüp
Beni yaşatacaksın.

Sonsuzluk

Dünyanın bütün insanları benim
Yaşamış bütün adamları da, kadınları da
Yüzbin yıldır içimde biriktirdim hepsini
Bütün kavgaları ben çıkardım
Bütün cinayetleri ben işledim
Yırtıcı hayvanların kanını da içtim
Gökleri delen fırtınaların suyunu da
Dağları yontup ev de yaptım
Toprağı ehlileştirip buğday da
Daha hızlı gidebilmek için alet
Daha çok sevebilmek için çiçek
Daha çok öldürebilmek için silah..
Fiziği anladım, kimyayı çözdüm
Ölerek bile terkedemediğim dünyayı terkettim
Ve geri döndüm
İyileşmek için ilaç yaptım
Kötüleşmek için zehir
Tarih yazdım ben tarih
Ama bunların hiçbiri yormadı beni
Nerden geldiğimi ve nereye gittiğimi bilmemek kadar..

Deniz kenarındaki masa

Hüzünlü insanlarız biz
Akşam olur, bir şişe rakının etrafına toplanırız.
Yakamoz görür ağlaşırız, güneş doğar gülüşürüz.

Şair

Bir çimen verin bana oturacak
Bir ağaç sırtımı yaslayacak
Bir kağıt bir de kalem
Uzaktan denizi de görürsem
Güneşli masmavi bir de gökyüzü varsa tepemde
Dünyayı yerinden oynatayım size.